Sarkaç misali

Tekrar merhaba, yine ben bene konuşmaya geldim. Neden uzaklaştım yazmaktan, neden tekrar ihtiyaç duyuyorum elbet bir açıklaması var kendi içimde. Bırakmıştım yazmayı, saçma gelmeye başlamıştı. Her şeyi söylemiştim içimden geçen. Atmıştım vücudumdan o zehirleri. Daha fazla yazmaya gerek yoktu. Bazı şeylerin birikmesi için bir süreçti bu belki de. Peki bu süreçte ne oldu? Yeni bir yol haritası misali kararlar almak gerekiyordu. Ya da karar ağır kaçar, biz buna deney(karar almaya) diyelim. Kendim üzerinde uyguladığım bir deney. Bu deneyde biraz daha kattım kendime; içinden geleni yapmak seni ne kadar çok yıpratsa da, sonuçları ağır olsa da, yapmaya devam et. Şunu çok net gördüm ki içinden gelene gem vurmak çare değil. Gemin bir son kullanma tarihi var. Her şey gibi o da aşınıyor. Sonra dayanamıyor patlıyor. Ne oluyor peki? Yine başa geliyorsunuz. Kader dedikleri şey galiba içinden gelendir insanların.

Hayat öyle stabil olmalı ki gemin ömrü uzasın. Hayat stabil değil maalesef. Sürekli bir değişken, ön görülmesi ancak olasılıkla ifade edilebilen bir değişken.

Hiçbir şeyin, elimde ya da elimizde olmadığını defalarca yineledim. Aciz olduğumuzu tekrar tekrar vurguladım. Bugünlerde zaten farkında olduğum şeyin tekrar farkında değilmişçesine yüzüme vurulması ayrı bir ızdırap veriyor. Yüzeye çıkmaya az kaldı derken, artık sular durulacak derken yeni bir dalga ile koca bir dalga ile karşılaşmak son kalan ümitleri de buharlaştırdı. Bünyem artık umut kelimesini kabul etmiyor. Telefonda umut vermeye çalışan anne babamı ti- ye alıyorum artık. İnanmak gelmiyor içimden.

Artık inatlaşıyorum kaderimle. Dalga geçiyorum. Dünya rüyası bitsin artık. Evet çok açık bir rüya. Rüyanızda da sürekli bir şeylerin peşinden koşmuyor musunuz da en güzel yerinde uyanıyorsunuz. Tadamıyorsunuz o zirveyi, o duyguyu. Aynı şey işte. Güzele ulaşamadan uyanırsınız ama kötü olan bir uçurumdan atladığınızda yere çarptığınızda uyanırsınız. O korkuyu, endişe verici heyecanı yaşarsınız yani sonuna kadar. Güzel olana karşı bir düşmanlığı var galiba hayatın. Adaletine inanan insanları, adaletsizliğiyle sınıyor. Ve sürekli umut zehirini salıyor üzerimize. Umut bir zehirdir. Ölümünüzü uzatarak can çekişmenize yarar ancak.

Ne umut edin, ne de umut etmeyin diyecek halim ve haddim var. Başlıkta dedim ya; sarkaç misali, gidip geliyoruz, savrulup duruyoruz.

Yaşamak için yaşamak, demek böyle bir şeymiş. Evet, elinizde olan tek bir şey var. O da fizyolojik bir mekanizma aslında, içgüdü. YAŞAMAK için YAŞAMAK. Gerisi su misali…

Erkan ÇAVUŞ

11.04.2020

Bir gece yarısından sevgilerle...