İnsanca olmak

Okurken dinleyiniz...

Acaba nasıl olurdu dünya? İçimizden gelenleri anlık gerçekleştirebilsek… İçimizden geçtiği anda dur diyebilsek, affettim diyebilsek, affet diyebilsek, özür dileyebilsek, sarılabilsek, sımsıkı sarılabilsek, sevgimizi haykırabilsek, doya doya bakabilsek, ağlayabilsek, gülebilsek, söyleyebilsek, elinden tutabilsek, itiraf edebilsek, hatamızı kabullenebilsek, özledim diyebilsek, bırakma beni diyebilsek, haklısın diyebilsek, selam verebilsek, alabilsek, güler yüzle karşılayabilsek, saygı duyabilsek, sevebilsek, gitme diyebilsek, kalabilsek, dönüp koşabilsek, hatırlayabilsek, seninle mutluyum diyebilsek, ölümüne uğraşabilsek, kendimizi özgür bırakabilsek…

Ne güzel olurdu; bütün güzel sözleri, duyguları, davranışları yaşayabilsek, çekinmesek, gururumuzu bir kenara koyabilsek, gülümseyerek ağlayabilsek. Bütün bu güzellikler neden saklanıyor? İtiraf edin kendinize; üst paragrafta yaşamadığınız, hissetmediğiniz, içinizden hiç gelmemiş olan bir betim yok. Neden vazgeçtiniz bu o an ki duygunuzu yaşamaktan? Kim hapsetti içinizdeki güzellikleri, niye hapsettiler? Neden özgür kalamıyorlar. Suçları nedir bu güzelliklerin? Nasıl oldu bu hezimet, ne sebep oldu? Kim ürküttü içinizdeki bu güzellikleri? Neden saklanıyorlar? O masumiyetin tanımı olan hisleri kim kırdı? Bilemediler mi o çok hassas, güzel o, sahip olunan değer o, yaşam kaynağı o.

Korkmuş o, kim bilir nasıl bir yer hayal etmişti ilk dışarı çıkmak isteyişinde, kim bilir ne kadar mutluydu? O evreni taşıracak güzellikleri kim bilir ne kadar renkliydi. O minicik, ufacık olanı niye korkuttunuz? Nasıl hayalleri vardı belkide… O bütün, yalın, taze saflığıyla nasılda inandı herkesin kendi gibi tap taze kaldığına…

Asla kırılmayacak olan niye kırıldı? O bunu hiç haketmediki… Niye koruyamadık o ufaklığı..?

Peki ya şimdi? Tekrar kalbini kazanabilir miyiz onun? Ne diyeceğiz ki, korkma ben seni korurum mu? Kandırarak mı? Nasıl güvenecek o artık? Samimi olabilir miyiz ona karşı? Güven verebilir miyiz hayatımıza…? Dönüp bakar mı bize? Koşar mı bize doğru, affettim diyebilir mi? Gülerek ağlayabilir mi omuzlarımızda? Deneyebilir mi? Denemek için bütün gücümüzü istese verebilir miyiz ona? Adım atmaya cesaretimiz var mı? Tekrar hoş geldin demeyi hayal ediyor muyuz? Güzellik hoş geldin yuvana, artık korkma, seni seviyorum, ben senim, sen bensin… İtiraf edebilir miyiz ona bunları… En samimi halimiz ile onun affına karşılık gülerek ağlayabilir miyiz onun omuzlarında… Sımsıkı sarılıp kapımızı ardına kadar açabilir miyiz? Yılların hasretini doya doya çıkarabilir miyiz? Tekrar eskisi gibi gülüp eğlenebilir miyiz? İstiyor muyuz bunu gerçekten?

Korku zindanını yıkalım, güven verelim, elinden tutalım ufaklığın. Tekrar eski günlerdeki gibi en yalın halimize dönelim. Haykıralım avazımız çıktığınca, çekinmeyelim kimseden, hiçbir şeyden… Ufaklığımızın özgürlüğüne kanat çırpışını seyredelim…

 

Erkan ÇAVUŞ

08.04.2019