Endişe

Endişe duyulan bir an, ortam, kişi, muhabbet, sonuç; aslında kaynağı sonuç olasılığı, birazda geçmiş. Kanıtlar, tutarsızlıklar. Dedektif, sözcükler. Yargı, beyin. Şüphe, zaman ve davranışlar. Şikayetçi, saygı. Hüküm, "Uzak dur!".

Bu saatten sonra olasılık yüzde 50'dir. Yani risk yüzde yüzdür. Acaba deyip şans verdiğimiz bizi bu endişeye sürüklüyor. Isınma taktiği midir bilinmez. Soru yöneltip, dikkatin başka yönde olması ve çevredekiler odaklı olması. Ciddiyetin yapmacık olduğunu ve benim için önemli olan konulara yönelik karşıdakinin yüz kaslarında iğrenç tanımlar görmek noktayı koydu sanırım. Çünkü bu karşıdakine verdiğim son şanstı(toplamı 0<şans<10). Ve hükmün son halkasını belirleyen davranış saygısızlık oldu. Dış odaklı önemsiz etkenler nedeniyle sözümün defalarca saygısızca kesilmesi ve kurduğum cümlemin ilgili kelimesinde saniyelerce bekletilmek duruşmayı karara bağladı. Bir yanlış yoldan daha döndük. Bu güzel. Perdenin arkasınıda gördükten sonra yapmacık tavırların kaynağına buz olmak, uzaklaşmak yetecektir. Bir yük daha atıldı. Şimdi daha yükseğe kanat çırpabiliriz.

Endişe duyulan bir konu kesinlik içermez. Birden fazla şans vermeniz gerekir, kendinize zarar vermeyecek şekilde. Bir narı parçalarken tanesini düşürmeden açmak denebilir buna. Zarar vermeden, farklı yollardan denemek. Küçük dokunuşlar yaparak tepkileri ölçmek bir diğer adı. Çünkü onunda insan olduğunu biliyoruz. Bizim kadar onunda kuralları var, hassas noktaları var. Buna saygı gösteriyoruz aslında şans vererek. Ama her insanın farklı olduğu gerçeği kadar tolerans aralığıda var. Doğru kararıda bu toleransı başkalarına karşı sonuna kadar uygulayarak vermiş olmuyor muyuz zaten? Eğer tolerans geçilmişse yapacak birşey yoktur. Edeple ortamdan ayrılmak gerekir. Farklı yönlere yelken açmak gerekir.

Bunlara yönelik olarak endişeyi şu şekilde adlandırabiliriz o zaman; kırılganlık referansımızın ağırlık merkezinin, referansın sağına ya da soluna kayması. Ta'ki ağırlık merkezinin mutlak tolerans noktasına kadar. Eğer birey bu tolerans noktasını bilirse ve vermesi kararları bu toleransı baz alarak verirse verdiği hiç bir karardan pişman olmayacaktır. Çünkü limitini biliyor ve tamamını kullanıyor. Pişman olmak için bir aralık bırakmıyor.

Ajanlarımızı salmak ön yargı değildir, önlemdir. Dostun dost, düşmanın düşman olarak bilindiğinden emin olmaktır. Ana yurdun korunması için bu bir sensördür.

Erkan ÇAVUŞ
20.03.2019