Aciziz

Herkes aciz. Başarılarımız, acizliğimiz altında ancak galoş olur. Bunun herkes farkında olmalı. Kendin olurken bunun farkında olmalısın. Hedef koyup ulaşmak başarı değildir. Hedef söz olmalıdır, başarı ise o sözümüzü tutmak için aciz birer varlık olduğumuz halde çabalamak, fedakarlık etmektir. Alınan övgüler, başarı için değildir, yani çabaya değildir. Övgüler; ulaşılan noktada yer almak isteyen başkalarının, kendi hayalleridir. Birşeyi başarmak, övgü ile ödüllendirilmez. Bu ödülümsüyede kanılmaz. Çünkü başarmanın tanımında övgü yoktur.

Övgüler ancak zehirler insanı. Zehire bağışık olmayan sersemler. Bu noktada irade devreye giriyor, ya savaş ya da bu sersemlikten haz duy. Savaşırsanız övgülerin sahte ve yapmacık olduğunu görürsünüz. Savaşırsanız acizliğinizin farkına varıp mutlu olursunuz. Asıl ödül buradaki mutlu olmaktır. Ama bedeli, daha sonraları tanımı ancak içinizde olacak olan, dışa vurmaya kelime bulamayacağınız şekildedir. Herkes kendisi için olanı görmeli ve kimsenin tanımına bel bağlamamalı, o tanımı kendisinde aramamalıdır.

Övgü, aciz olan bizler için bulunduğumuz boyutun dışında bir boyuttadır. Ona ulaşamayız.

Başarmak, eğer çaba ve fedakarlık ise bir tık öncesi niyettir. Niyetin güzelliğidir. Güzellik göğüs kafesinin altında yer alan sandığın içindedir. Ödüllerimiz o sandıktadır.

Günümüzdeki çoğu sandık, korkmuş bir çocukcasına kilitlidir. Kimisi hergün sandığını cilalayıp durur, kimisi kiliti kırmaya çalışır, kimisi üstüne oturur, kimiside bekleyiş içerisindedir. Bekleyişin nedeni sandık değildir, sandığının sahibidir. Bu farkındalıktır. Sandığın nasıl açılacağının farkındalığı. Bu noktadaki çaresizlik, acizliğin tanımına ulaştırır ete bürünmüş ruhu. Burada anlar sahteyle gerçeği.

Arındıktan sonraki acizlik baş eğdirir, dil kestir, mâna baktırır, asıl duydurur. Bekleyişin gerçeklik tuzuyla demlenir. Zamanı hisseder.
Peki ya sonrası? Düşünmek, aramak, sormak, sorgulamak, çabalamaktır. Bu beş kelime sandığın sahibi olmadan bırakın sürünmeyi, kaşınızı hareket ettirmez. O yüzden önemlidir o sandığın açılması. Yoksa acizlik bilinciyle baş etmek, baştan eder ete bürünmüş ruhu.

Sandıkların gücü, asılın parçasındandır.

Erkan ÇAVUŞ
06.05.2020